Çarşamba, Nisan 16, 2014

1. KURBANIN ÖNEMİ

Bütün semavi dinlerde kurban kesmek, insanı Allah'a yaklaştıran ve ulaştıran bir ibadet sayılmıştır. Zaten Kurban Allah'a yakınlık manasına gelmektedir. Hz. Âdem (a.s) zamanından günümüze kadar devam eden kurban kesme ibadetinden bahseden fakihler "Bundan maksat kan akıtmaktır." Demişlerdir. Kurban kesmenin Sünnetteki şekline baktığımızda, bir yönüyle ibadet ola bu ameliyede bir takım sosyal sırlar ve faydalar bulunduğu apaçık ortaya çıkmaktadır.

 

Kurban kesmekle dinin emrine uyulmakta, çok eskilere dayanan din bir ananenin icabı yerine getirilmekte, faydalı bir adet yaşatılmakta, Allah yolunda kusursuz, önemli ve değerli bir mal feda edilmekte ve böylece insanlar Allah'ın emrine uyma ve cömert olma alışkanlığı kazanmaktadır.

 

Kurban kesmek sosyal ve ekonomik bakımdan da önemlidir. Hadise göre kurban kesenler eti üçe ayırarak bir bölümünü yer, bir bölümünü yedirir bir bölümünü fakir fukaraya dağıtır ve bir kısmını da kullanılmak üzere saklar.(Buhari-Müslim) Böylece her kesim kurbandan fayda görür. Kurbanı "etlik" ten ayıran en önemli hususta budur. Kesilen kurbanın eti dâhil her şeyi tamamıyla değerlendirilmeli, zayi ve israf edilmemeli kesilen kurbanların ziyanını ve israfını önleyen tedbirler alınmalıdır.

 

Kurban kesme olayının besiciliğe teşvik ettiği, işsizlere iş sahası açtığı, pazarlara hareket getirdiği, zenginlere kurban satan fakir ve orta halli kişiliğin durumlarının iyileştiği de bir gerçektir.

 

Tekbir getirerek kurban kesenler bu sünnetle Mekke'deki hacıların ulvi hissiyatına da iştirak etmiş olurlar. Aynı hayatın bir örneğini yaşarlar.Önemli olan sadece kan akıtmak veya et yemek veya dini bir geleneği yerine getirmek şeklinde kurban kesmektir.

 

Kurban Bayramı:

Şarktan başlayarak Mağrib-i Aksa'ya kadar

Dayan bir koca dünyadaki üç yüz milyon

Sineden yükselecek İsm-i Hüda hürmetine,

İydin ey ümmet-i merhume mübarek olsun

Bugün afakı Füruzan edecek nuru mubin,

Parlasın haşre kadar, sönmesin! Âmin âmin!

(Mehmet Akif 1909)

 

 

2. TARİH BOYUNCA KURBAN                                                 

İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulamalarının bulunduğu tespit edilebilmekte fakat gerek kurbanlıklar ve kurban etme şekilleri gerekse kurbanın amaçları bakımından farklılıkların bulunduğu gözlenmektedir. Bazı dinlerde bitki tahıl gibi kansız cisimlerin kurban olarak sunulduğu, bazılarında kanlı kurbanlıklar arasında insanın da yer aldığı görülmektedir. Hac suresi 34. ayetinde ilahi dinlerin hepsinde ibadet amacıyla hayvan kesme anlamında kurban hükmünün teşri kılındığı anlaşılmaktadır.

 

Yahudilik ve Hıristiyanlıkta kurbanla ilgili değişik anlayışlar bulunmakta, insanoğlunun günahına karşılık (Baba)sının Hz. İsa'yı feda ettiğine inanılmaktadır.

 

Bu inanan, insanın insan için kurban edilmesi anlamını içeren bir motif oluşturmasına karşın; Kur'an-ı Kerim'de Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in Allah'ın buyruğuna can-ı gönülden teslim olma konusunda verdikleri başarılı sınava değinildikten sonra ilahi bir armağan olarak verilen hayvanın boğazlanmasının istendiği bildirilmiş, insanın kurban edilmesi anlayışı kabul edilmemiştir. (Saffat:102-107)

 

Bir başka ayette de kurbanın ancak Allah'ın hoşnutluğunu kazanma iradesi ile değer kazanacağına işaret edilmiştir. (Hac:37)

 

İslam dini kurban konusunun en yararlı çizgisine getirip dayamış ve böylece mali ibadetle birleştirerek bütünleştirmiştir.

 

İslam'da kurbanın dini bir hüküm oluşu kitap, sünnet ve icma-ı ümmet ile sabit olup Hicretin ikinci yılında teşri kılınmıştır. Ancak bu ibadetin fıkhı açıdan nitelendirilmesi hususunda ictihad harklılıkları söz konusudur.

 

3 KURBANIN TARİHİ VE DİNİ SEYRİ

Allah için, Allah adına, fakirden, komşudan, muhtaçtan yana kurban demek; ilk insan, ilk peygamber Âdem (a.s) ile başlar. İki oğlu arasında ortaya çıkan ihtilafın, Allah adına en samimi niyetle birer kurban kesmeleri suretiyle çözüme kavuşturulması bir hüküm olarak belirir. (Maide Suresi ayeti) Sonra Kur'an-ı Kerim'de yine bu konuda İbrahim (a.s) ile oğlu İsmail (a.s) arasında cereyan eden olaya değinilirken, insanın kurban edilemeyeceği vurgulanır ve İbrahim (a.s) in Kurban etmek istediği oğluna bedel büyükçe bir koçun kurbanlık olarak verildiğine değinerek, ilahi beyandan uzak kavim ve milletlerin, bakire kızları, genç erkekleri kurban etmelerinin kutsal ve insani hiçbir yanı bulunmadığına işaret edilir. (Saffat Suresi:99-107)

 

Ayrıca Musa (a.s) zamanında bir adamın kim tarafından öldürüldüğünü belirlemek ve mucize doğrultusunda, öldürülenin haber vermesini sağlamak üzere boyunduruk altına sokulmamış, taze güçlü; aynı zamanda parlak sarı renkli bir sığırın kurban edildiği anlatılmaktadır. (Bakara suresi: 67-73)

 

Mevcut Tevrat nüshalarında da başkası adına kurbandan ve adaktan söz edilerek kurbanın ancak Allah adına kesileceği belirtilir. (Tevrat/Çıkış: 22/20). Yine Tevrat'ta günah takdimesi koçtan söz edilmekte ve kurban edilen koçun günaha kefaret olacağı belirtilmektedir. (Tevrat/Levililer:19/22)

 

Semavi dinler insanı kurban etmeyi kesinlikle yasaklarken, kul ile Tabi arasındaki ilgiyi kuvvetlendiren amellerden biri olarak eti yenilen deve, sığır, koyun, keçi (davarlar) lerden birinin kurban edilmesini emir ve tavsiye etmişlerdir.

 

Eski Mezopotamya, Hind, Yemen, Mısır ve Yunan efsanelerinde ve destanlarında, bakire kızların, gelinlik kadınların ve genç yakışıklı delikanlıların kurban edildiği anlatılmakta, Mısır mitolojisinde, orada ön sırada bulunan Kâhinlerin, Mil'in coştuğu nisan ayında ona üç veya yedi bakire kız kurban ettikleri gerçeği bilinmektedir.

 

Son olarak İslam dini, her hüküm ve konuyu en mükemmel şekliyle düzenleyip insanlığın hizmetine sunduğu gibi kurban konusunu da Allah'a yaklaştırıcı mali bir ibadet kılarak onu en verimli ve bereketli çizgisine kavuşturmuştur.

 

 

4. Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerifler Işığında KURBAN (UDHİYYE) VE KURBAN BAYRAMI                                                                            

 

Kurbanın mahiyet ve meşruiyeti:                                                                                                                                                                                                                                                               

“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes”(Kevser,2)

“Kurbanlık develeri de size Allah’ın şeair (dinin alamet ve özelliği) nden kıldık.”(el-Hacc:36)

“Elbette kurbanların ne etleri, ne kanları Allah’a erişmez. Fakat Allah’a sizden ancak takva (halis ve kamil ibadetler) ulaşır. İşte kurbanlıkları sizin emrinize verdi ki size doğru yolu gösterdiğimden dolayı Allah’ı, tekbir getirerek yüceltesiniz. Ey Rasulüm! İhlasla güzel iş yapanlara (cenneti) müjdele…” (el-Hacc-37)

Enes (R.A)den Rasulullah (S.A.V) Medine’ye geldi. Onların eğlence yaptıkları iki günleri vardı. “Nedir bu günler?” diye sordu şöyle dediler:

“Onlar cahiliye devrinde oynadığımız günlerdir” şöyle buyurdu:”Allah size bu iki günün yerine daha iyisini ihsan etmiştir: kurban bayramı ve ramazan bayramı günü .”(Ebu Davud ve Nesei)

İbn Amr bin el-As (R.A)dan (Allah Rasulü (S.A.V) buyurdu ki:)

“Kurban gününü bayram yapmakla emrolundum. Allah, onu bu ümmet için bayram kılmıştır.”(Ebu Davud ve Nesei)

“Bera (İbn-i Azib) (R.Anhüma)dan şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem (S.A.V)den (Kurban bayramı ) hutbe(sini) söylerken işittim:  “Bu günümüzde bizim için yapılacak ilk şey, namaz kılmaktır. Ondan sonra (evlerimize) dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim “böyle” yaparsa sünnetimize muvafık iş görmüş olur.” (Buhari)

Ebu Said el-Hudri (R.A) dan: Rassulullah (S.A.V) Fıtır (Ramazan Bayramı) ile Kurban (Bayramı) günlerinde musalla (namazgah) a çıkardı. İlk başladığı şey namaz olurdu. Sonra (namazdan) çıkıp cemaate (oldukları heyette) saflarında otururken ayakta onlara dönüp kendilerine vaaz ve vasiyetteler de bulunur ve (ne emredecek ise) emrederdi. (Hatta o esnada) kimleri (gaza için bir tarafa) gönderecek olursa emreder. (Hutbeyi namazdan sonra sunup) sonra namazgahtan tekrar ayrılırdı.”(Buhari)

İbn Abbas (R.Anhüma)dan: Rasullahlah (S.A.V) buyurdu ki “Kurban bayramı günü, sıla-i rahim hariç, Ademoğlu, kurban kanı akıtmaktan daha üstün bir amelde bulunamaz.”(Taberuni Mu’cemu’l-Kebir)

İbn Ömer (R.Anhüma)dan Peygamber (S.A.V) Medine’de. On sene ikamet etti, bu müddet zarfında kurban kesti.(Tirmizi )

 

Kimler Kurban kesmelidir?

Ebu Hüreyre (R.A)dan (Allah rasulü (S.A.V) buyurduki:) “Kimin imkanı olup da kurban kesmezse, namazgahlarımıza asla yanaşmasın!” (İbn.Mace)

Ebu Said (R.A) den (Rasülullah (S.A.V) buyurdu: ) “Ey Fatma! Kurbanın için kalk ve yanında bulun. Zira kanının her damlasına karşılık senin geçmiş günahların bağışlanacaktır” dedi ki: “Bu sadece biz Ehli Beytemi mahsustur, yoksa bütün Müslümanlar da buna dahil midir?”

“Bilakis bize de tüm Müslümanlara da Şamil’dir” buyurdu. (Bezzar)

Teberani, Mücemü’l-Kebir ve’l Evsat’ın benzerini İmran Bin Hüsayn’den şu ilave ile nakletmiştir: “Şöyle şöyle inne salati ve nusuki ve mahyeye ve memati lillahi (şüphesiz namazım, kurbanım, ölümüm, diriliğim Allah içindir.)”

 

Niçin Kurban kesmekteyiz?

Zeyd İbn Ekram (R.A) rivayet ediyor. Ashab-ı Kiram sordular.

-Ya Rasulallah! Nedir bu kurbanlıklar? (Niçin kurban kesmekle emrolunduk?) Allah’ın rasulü (S.A.V) şöyle buyurdu.

-Kurban babanız Hz. İbrahim’in başlattığı bir ibadettir. (Kurban kesiniz)

-Peki ya Rasulallah! Kurban kesme ibadetinde bize sevap var mıdır?

-(Elbette vardır.) Her bir kılı için bir birim sevap vardır. (her birim sevap da on katı artırılır)

-(Kılı olan hayvan için böyle) ya yün(ü olan hayvanın her tüyü için de bir birim sevap vardır. (İbn Mace)

 

Hz. Aişe (R.Anha)dan Resulullah (S.A.V) buyurdu. Ademoğlu kıyamet gününde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Allah’a yaklaşabilmiş değildir.

“Kurbanlarınız, kıyamet gününde boynuzları tırnakları ve kılları ile (Allah’ın huzuruna) gelecek.(çok iyi biliniz ki) kurbanlarınızın kanı yere düşmeden (kurban ibadetiniz) Allah (katında varacağı mekana) yükselir o bakımdan gönül hoşluğu ile kurbanlarınızı kesiniz. (Hakim, İbn Mace Tirmizi)

 

Hangi hayvanlar Kurban kesilir?

İbn Amr bin el-As (R.A) den: Allah Rasulü (S.A.V) buyurdu ki) “Kurban gününü bayram yapmakla emrolundum. Allah onu bu ümmet için bayram kılmıştır.” Bir adam O’na dedi ki: “Sütünden istifade ettikten sonra geriye verecek olduğum dişi bir hayvandan başka bir şey bulamazsam onu kurban edeyim mi?

“Hayır.” (Kurban etme) (Ebu Davud ve Nesei)

 

Ebu Hureyre (R.A) den Rasulullah (S.A.V): “Cuma günü gusledip sonrada namaza giden bir kimse deve kurban etmiş gibidir.  Üçüncü saatte giden boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi olur.” Buyurdu (Ahmet, İbn, Mace Hariç, Kütüb-i Sitte sahipleri)

Ümmü Seleme (R.Anha) dan: (Allah’ın Rasulü (S.A.V) buyurdu ki) “Kimin kesecek bir kurbanı olup da, Zilhicce ayı girerse, onu kesinceye dek, ne kıllarından ve ne de tırnaklarından bir şey kesmesin.” (Mülim ve Sünen ashabı) 

 

Kurbanlık hayvanların yaşı:

Cabir (R.A) den: Rasulullah (S.A.V): “Davarın yalnız yaşına basmışını kurban ediniz. Meğerki böylesini bulmak size güç ola. Bu takdirde kuzunun toklusunu zebhede (boğazlaya) bilirsiniz.” (Yalnız yaşına basmış davarı kurban etmeniz müstehabdır.) buyurdu: (Müslim ve Sünen ashabı)

 

Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur. “koyun (kurban ) türünden kurban olarak cezea yeterlidir.”

 

Cezea: bir yaşını tamamlamış veya altı ayını doldurup bir yaşındaki gibi gösterişli koyun (kuzu, sığır türünde üç, deve türünde beş yaşına basmış hayvan demektir. (Ahmet, İbn, Mace, eş-Şevkani, Zuhayli)

 

Kurbanda ortaklık:

Cabir (R.A) den: Hudeybiye’de Rasulullah (S.A.V) ile birlikte kurban kestik. Deveyi de sığırı da yedi kişi için kestik.” (İmam Ahmed ile Kütüb-i sitte)

 

Müslim’in lafzında ise şöyle denilmektedir: “Rasulullah (S.A.V) ile birlikte hacca niyet ederek çıktık.  Rasulullah (S.A.V) bizlere deve ve sığırda bizlerden her yedi kişi için bir bedeneye ortak olmamızı emretti.

 

Cabir (R.A)den: “Allah Rasulü) (S.A.V), hacda hanımları namına sığır kesti.” Diğer bir rivayette: “Kurban bayrımı günü Aişe için bir sığır kurban etti.” (Müslim)

Ebu Eyyüb (R.A) dan: “ Biz Medine’de tek koyundan başka bir şey kesmezdik kişi onu kendi ve ev halkının namına keserdi. Sonra insanlar bunu (kestikleri kurban sayısını) birbirlerine karşı bir öğünme meselesi yaptılar.” (Maliki ve tirmizi)

 

Kurbanın ayıplı olup olmaması:

El-Bera (R.A)dan: (Allah Rasulü (S.A.V) buyurdu:) kurbanlıklarda körlüğü belli olan kör, hastalığı açıkça belli olan hasta, topallığı açık olan ve iliği kurumuş zayıf hayvanın kurban edilmesi caiz değildir.”(Malik ve Sünen ashabı)

 

Ali (R.A)dan: “Allah Rasulü (S.A.V) keseceğimiz kurbanın göz ve kulağına iyice bakmamızı, mukabele, mudabere, şarka, ve harka (olan hayvanları) kurban etmememizi emretti.”

“ Mukabele: kulağının bir tarafı önden kesilmiş olan hayvan; Mudabere: kulağının yanından kesilmiş olan hayvan; Şarka; kulağı ortasın boylamasına yarılmış; Harka; kulağı yuvarlak olarak delinmiş olan hayvandır.

(Sünen ashabı)

 

Yezid Zü Mısır’dan: Utbe bin Abd es selemi’ye geldim. Ona dedim ki: “Kurbanlık hayvanlar aradım, beğendiğim bir şey bulamadım, ancak azıları dökülmüş bir hayvan buldum, onu da kurban etmek istemiyorum.” Dedi ki: “Onu bana getirseydin olmaz mıydı?”

 

“Sübhanallah! Senin için caiz olur da benim için niçin caiz olmasın.” Deyince şöyle dedi: “Çünkü sen hep şüphe ettin. Ben şüphe etmiyorum Rasulallah (S.A.V) ancak şu hayvanların kurban edilmesi yasaklanmıştır: Musfarre, Musta’sale, bahka, muşeyye’a ve kesra.”

 

“Musfarre: kulağı kökünden (dibinden) kesilendir. Musta’sale: Boynuzu kökünden koparılandır. Bahka: Gözünün biri oyulmuş, kör olandır. Muşayye’a: Cılız ve zayıflığından sürüyü takip edemeyendir. Kesra: Ayağı kırık olandır.” (Ebu Davud)

 

Ebu Said (R.A) dan: kurbanlık bir koç getirdik, kurt iki kaba etini koparmıştı. Peygamber (S.A.V)e sorduk; onu kurban etmemizi emretti.” (İbn Mace)

 

Kurban kesmenin vakti ve şekli:

 

El-Bera b.Azip (R.A)dan: (Rasullalah (S.A.V) şöyle buyurdu.

 

“Kim (bayram) namaz(ın) dan önce kurban keserse, kendisi için (etlik) kesmiş olur; kim namazdan sonra keserse  kurbanı tam olmuş ve Müslümanların sünnetine (adetine) de isabet etmiş olur.” (Malik hariç, Altı hadis imamı)

 

Nafi (R.A) dan: İbn Ömer Dedi ki: “Kurban birinci günden sonra iki gün daha kesilebilir.” Malik dedi ki:”Aynı görüş bana Ali’den de ulaştı.” (Ebu Davud, Müslim)

 

Enes (R.A) dan: “Peygamber (S.A.V), iki alaca ve boynuzlu koç kurban etti. Onun mübarek ayağını onların böğürlerine koyup “Bismillahi Allahü Ekber” diyerek bizzat kendi eliyle kestiğini gördüm.” (Malik Hariç, Altı Hadis İmamı)

 

Kurbanın eti ve derisi ile ilgili hükümler:   

Seleme İbn. (R.A) rivayet ediyor: (geçim sıkıntısı çekilen bir senenin kurban bayramında) Allah’ın Rasulü (S.A.V) şöyle emir buyurdu:

-Kurban kesenleriniz kendi evlerine üç gün yetecek kadarından fazla kurban eti ayırmasınlar.

 

(Bu emri tatbik eden Mü’minler) bir yıl sonra (ki kurban bayramında) sordular: Ya Rasulullah! (Bu senede) geçen sene yaptığımız gibi mi yapalım? Hz. Peygamber de şöyle buyurdu:

 

-Geçen yıl halkta geçim sıkıntısı vardı. Bu sebeple o yılda onlara da (daha çok) yardımcı olmanızı istemiştim.

 

(Fakat bu yıl durum oldukça iyidir.) Şimdi yiyin (fakirlerinize, komşularınıza ve misafirlerinize) yedirin. (Bir miktar da) kendinize ayırın. (Buhari)

 

İbn Abbas (R.anhüma), peygamber (S.A.V)’in kurbanın vasıflarını şöyle anlatmıştır: “aile halkına üçte birini yedirir, fakir komşularına üçte birini yedirir, dilenmelere de üçte birini tasadduk eder. (el-Vezaif- Hafız Ebu Musa el-Ashabani)

 

Ali İbn. Ebi ( talib (R.A) den: “Nebi (S.A.V) bana kuvvet develerine nezaret etmemi bunların kesilmesi hususunda kurbandan ( ücret namıyla) hiçbir şey vermemekliğimi emreyledi.”(Ahmet, Buhari, Müslim)

 

Ali (R.A) den: “Rasulullah (S.A.V), (Boğazlandıkları zaman) develerinin başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı, onlardan kasaba herhangi bir şey vermememi emretti ve bana: “Kasaba ücretini biz kendimiz veririz” dedi. (Ahmet, Buhari, Müslim)    

 

5. KURBAN

Sözlükte "yaklaşmak, Allah'a yakınlaşmaya vesile olan şey" anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, ibâdet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Arapça'da bu şekilde kesilen hayvana ayrıca udhiye de denir.

Kurban kesmek, akıllı, büluğ çağına ermiş, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve misafir olmayan Müslüman'ın yerine getireceği mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 20 miskal (80.18 gr.) altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir; dolayısıyla Allah'ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakarlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir. İbadetlerde sorumluluk ve bu sorumluluğun bir neticesi olan ceza ve mükafat da bireyseldir. Bu nedenle, dinen zengin olan karı-kocadan her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi uygun olur. Kurban kesmekle mükellef olan şahsın, satın alacağı hayvanın ücretini kredi kartıyla ödemesi, kurbanın sıhhatine engel teşkil etmez.

Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Bunların dışındaki hayvanlar kurban olarak kesilemezler. Kurban olabilmesi için, kurbanlık hayvanın süt dişlerini değiştirmiş olması gerekir. Bu da genel olarak, deve 5; sığır ve manda 2; koyun ve keçi 1 yaşını doldurunca gerçekleşir. Bunun yanında, 6 ayını tamamlayan koyun, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması halinde kurban edilebilir.

Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, azaları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, bir veya iki gözü kör, boynuzları kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memesi kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak, hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, kurban edilmesine mani teşkil etmez.

Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca, çevre temizliği ve ekolojik dengenin korunması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Kurban kesimi esnasında, psikolojik açıdan etkilenmemesi için çocukların kesim mahallinden uzak tutulmalarına dikkat edilmelidir. Aynı şekilde, hayvanların diğerinin kesimine şahit olacak şekilde yan yana bulundurulmaları da uygun değildir. (İ.P.)

Kaynak: DİB Dînî Kavramlar Sözlüğü

 

24.10.2011

İmran KILIÇ

Bitlis İl Müftüsü